28 Ağustos 2014 13:24

Mevtaya Ayağında Kondura Okunur

BU MEVTAYA AYAĞINDA KONDURA OKUNUR

M. Kemal UĞUZLU Hoca imamlık yapmaktadır. Hocayı seven, sayan ve de onu dinleyen, büyük bir müdavim kitlesi var. Hocanın içli anlatım tarzını, herkes takdir etmede. Ayrıca, çözümü en müşkül kan davalarında uzlaşı sağlayıp ,kan davasını kan bağına dönüştürmesindeki meziyeti ’de , hocanın kemaline kemal katar . halkının çoğunluğu, hocanın hem sözünü tutar ,hem de gittiği yoldan gider.

M. Kemal UĞUZLU Hoca bir gün yalnız başına hücresinde olduğu bir anda, yanına kan revan içinde olan ,dayaktan hırpalanmış perişan , yaşlı bir kadın, saçı, başı dağınık , göz yaş içinde Kemal hocanın yanına gelir. Hoca merak ve endişeyle bu hanımı karşılar. Hırpalanmış kadın ,içini çeke çeke, oturur oturmaz, Oğlunu hocaya şikayette başlar. –Hocam ben namaz kılmaktaydım. Oğlum namazlığımı çekip yırttı. Baş örtümü başımdan alıp, param parça etti. Kuranı kerimi de El ve dil uzattı. Bir daha namaz kıldığını ,kuran okuduğunu bu evde görmeyeceğim dedi. Benim bir şey dememe kalmadan ,yumruklamaya ,sağlı sollu tokatlamaya başladı. Beni yere yıkıp tekmeledi. Çiğnercesine ayaklarının altına aldı. Kendi evimden, kendi çocuğumdan kaçar oldum. Cuma hutbesinde senden cemaatinden dua isteyecektim.

M. Kemal UĞUZLU hoca bu anlatılanlar karşısında kendini zor tutar. Mazlum ananın acısını gönlünde yaşarcasına his eder. Bu evlat mazlumu olan ananın, gönlünü almaya, Acısını dindirip teskin etmeye uğraşır. Kemal Hoca: bu Mağdur anaya şu vadi yapar. – Senin bu oğlun Şayet ölür, cenazesi bu camiye gelirse, Sana vadim olsun, ben onun cenaze namazını kılmayacağım. Ama..! ilk fırsatta da onu ıslah edip, senden özür diletmeye de çalışacağıma sözüm olsun. Bundan sonrada seni, ben gözetip kollayacağım. Şuandan itibaren O değil , artık ben senin evladınım. Ben sana evlatlık edip, kollayıp gözetleyeceğime dair müsterih ol tesellisinde bulunarak, evlat mağduru anayı uğurlar.

Az bir zaman sonra, Kemal Hoca hücresinde olduğu bir anda. Cemaati çok olmayan bir cenazeyi , caminin musalla taşına getirip bırakırlar. Hoca merhumun dövülen mazlum ananın çocuğu olduğunu anlar. Kemal Hoca: Mazlum anaya ettiği vaadin geldiğini hatırlar. İçinden,” Birilerine hayır ben bu mevtanın namazını kılmam demem miskinliktir. Cemaat huzurunda aleni söylemem gerekir ki , sözüm söz olsun” kararı alır. Hoca: Cübbesini giyer. Sarığını başına takar. gelir mevtanın göğsünün hizasında durur. Herkesin duyacağı yüksek ses tonunda ,cemaate döner, Şöyle seslenir.-Ey cemaat ….! ben bu mevtanın telkinini vermeyip, cenaze namazını da kılmayacağım. Bu merhum : Benim okuyacağım Allah’ın ayetine karşı gelmiş. Allah’ın kitabına el uzatmış. Seccadeyi parçalamış, namaz kılmayı yasaklamış . Benim okuyacağım Allah’ın ayetlerine inanmayıp, karşı gelmiş, bende Allah’ın ayetlerine inancı olmayan birilerinin üzerine, inanmadığı Allah’ın hiçbir ayetini okumam . Çok ısrar ederseniz ,ila kıl diye, BEN BU MEVTANIN ÜZERİNE ALLAHIN HİÇ BİR AYETİNİ OKUMAM .OKUSAM, OKUSAM ALLAHIN AYETLERİNİN YERİNE, AYAĞINDA KONDURA ŞARKISINI OKURUM. Demesiyle, O anda cemaat ikiye ayrılır. Kimisi kılsın ,kimisi kılmasın ,kimileri de sesiz sedasız camiden ayrılır. Böylece cenaze namazına değil, cepheleşme safına geçilir. Kimi hoca yanlısı olarak kızışır, kimi cenaze yanlısı olarak hiddetlenir. Tam O anda.! kurtarıcı olarak başka bir din hocası araya girerek , cenaze namazını kılmayı üstlenir. Böylece iş sükunetle çözme kavuşur. Aradan yılar geçer, cenaze sahipleri geçte olsa M. kemal hocayı haklı bularak özür dilerler.

Şair: Abdürrahim KARAKOÇ Hocanın şiir telkini’ de, hepimize Musalla komutu vermede.

Ya İslam’la yükselir / Ya inkârla Çürürsün

Yol Mezarda Bitmiyor /Gittiğinde Görürsün

BAŞTA DEDİK YA…..!

BU MEVTAYA AYAĞINDA KONDURA OKUNUR ….!